Evsizler
Saat sabahın altısı telefonun yastığımın altında titremesiyle uyanıyorum. Arayan Zeynep , açıyorum. Ağlamaklı bir sesle karşı karşıyayım, olabildiğine
heyecanlı ve boğuk bir ses aynen şunu söylüyor. “ Kelan, kalacak yerim kalmadı, evden yeni çıktım beni Beşiktaş'tan al. “ Zaten bunu duyar duymaz giyinip
hemen dışarı çıktım daha saat yedi olmadan vardım Beşiktaş'a. O güzel yüzlünün ağlayan suretini görünce kötü oldum neredeyse bu da ağlayacaktır. Hiç
konuşmadan evin kapısının önüne kadar geldik. Kapıyı tam çalacağım kapıyı içerden babam açtı, arkasında tüm ailem; annem, abim ve kardeşim sonuçta Birşey
söylemeliydim. En nihayetinde sabah sabah evden çık geldiğinde yanında bir kız olsun. “ Bu Zeynep, benim arkadaşım kalacak yeri kalmamış bende buraya
getirdim. “ dedim. Zeynep'le neden bilmiyorum fazla konuşmuyoruz. Saat 8:30 kendi yatağımı hazırladım ona, küçük bir kız çocuğu edasıyla yattı hemde uyudu .
5 dakika onu uykusunda izledim. Sonra telefonum çaldı tekrar. Bu sefer arayan 10 senelik arkadaşım Duygu'ydu telefonu açtım yine ağlamaklı bir ses bu sefer
başka bir şey söylüyor “ Binanın önündeyim evdekilere bir açıklarsın yap beni içeri al.” zaten evde Zeynep'ten başka kimse yoktu o da uyuyordu. Duygu'yu aldım
içeri, bir baktım elinde bavulu da var. Önce yukarı taşıyorum bavulu eve girdikten “ bavul ne iş be kızım ” der gibi bakıyorum kapının önünde ağlamaya başlıyor
salona geçiyoruz anlatmaya başlıyor... Evden firar etmiş, aşk acısı çekiyormuş ama şarkıda dediği gibi aşk kırıntısıyla doymaktansa aç kalmanın daha iyi
olduğunu söylüyor, anlatıyor anlatıyor...Sonra kafamız düzeliyor bilgisayar başında takılıyoruz. Ses çıkartıyoruz herhalde ki Zeynep uyanıyor bizi öyle samimi
görünce ne düşünüpte evden ayrıldığını anlayamadık gidip yanına kolunu tutup nereye dediğimde ise ağlayarak gitmek istiyorum demesiyle kolunu bırakmam bir
oldu Gündeş'in şarkısında söylediği gibi “ gidene kal demem asla ”, Duygu'nun yanına gidiyorum onunla yarım saat uğraşıp eve gitmesinin iyi olacağına inandırıp
evine yolluyorum. Yarım saat rahat kalmışken yine kapımda biri. Nedir bu evsizlerden çektiğim yahu. İzmir' deki biricik kızım Gizem'im vardı tam karşımda en son
13 şubat günü gelmişti evime. Bir an çok sevindirik olmuştum elimi havaya doğru biraz kaldırıp buyurmaz mıydınız dedim o sevimli suratıyla minik bir gülümseme
ile tabi ki de buyurucam dedi. İlk işimiz mutfağa girip karnımızı doyuracak bir şey yapmak oldu yapa yapa makarna yaptık. Yedik, içtik, daha sonra Gizem
cebinden bir paket sigara çıkardı ve bir tane yaktı benim sigara içmeme en gıcık olan insan nasıl olur da benim yanımda sigara içer anlamadım. Sen içmiyor musun
dedi demek beni dinliyorsun hala dedi o zaman anladım sadece beni sınadığını... Hemen söndürdü sigarasını tıpkı benim söndürdüğüm gibi ortadan kırıp ateşe
bastırıp söndürdü... 13 Şubat gününde olduğu gibi geçtik koltuğumuza açtık Yalın'ın şarkılarını. İlk şarkıyla birlikte ikimizinde gözleri doldu “son aşkım” şarkısıyla
birlikte ağlamaya başladık ikimizde. Ağlaya ağlaya odama geçtik. O kadar ağladı biricik kızım, benim 14 şubatta onun yatağında sızıp kaldığım gibi o da benim
yatağımda uyudu, onun benim yanımda yatması gibi bende onun yanına yattım ağlayarak sonra bende sızdım...
19 Haziran 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder